Share.

    12 commenti

    1. matrixus on

      Her zaman böyledir, değişim istemek ve bunu gerçekleştirecek kararlılığa sahip olmak vatan haini olmaya giden en zorlu yoldur..

    2. SmtNocturneDante on

      Oysa İstanbul Hükümeti, ülkeyi yıkmaya teşebbüs eden asıl kişilerle bir arayadırlar…

    3. Mesela_Yanii on

      İşte tarih sürekli tekerrür ediyor da bir türlü ders almıyoruz

    4. No-Tap9131 on

      Ne kadar garip bu adam’ın idam girişimi başarılı olsaydı bugün İngiliz sömürgesi altında İngilizce olarak ders kitaplarında hain olarak okuyacaktık

    5. Elsek1922 on

      Bu kararı uygulayacak olan Kürt Mustafa hain olarak sürgün edildi Britanya Kürdistan’ında bakan olsa da Britanya “Kürdistan’a gerek yok bu toprakları mandamız olan Irak’a veriyoruz ve buna karşı olan herkesi bombalayıp öldürecez” deyince hiç bir vasfı olmadığı için açlıktan geberdi.(150likler listesinde 31 ya da 32 sırada)

      Bu kararın destekçisi ve kamuoyunu ayarlamakla görevli olan “İngiliz olmak isteyen” Ali Kemal halkın haklı öfkesinden kaçamadı.

      Bu kararı dini olarak destek veren ve katl meşrudur diyen Mustafa Sabri, Türk ve Müslüman kanı döken tecavüz eden Yunanistan’a giderek “Türklükten ayrıldığını” açıkladığı bildiri yayınladı.(150likler 9. sıra)

    6. janseries on

      Devletimin padişahımın yanindayim kanzi. Kuvâ-yi İnzibâtiye kalkan eller kırılsın

    7. EpiC_FaiL69 on

      Bak bak bak 38bin yıllık devlet aklına baş kaldıran teröröye bak. Devletimin ve padişahımın yanındayım. Vatan haini olacak değiliz ya

    8. Pir-iMidin on

      Abi Deniz Gezmiş terörö devleti yıkmaya çalıştı 31

    9. New_Arugula1853 on

      Başarısız olsaydı büyük ihtimalle okul kitaplarında küçük bir paragrafta vatan haini diye anılacak ve halkın büyük çoğunluğu ismini bile bilmeyecekti tabi okul kitabı veren bir devletimiz olur muydu bilmem

    10. Yagicerim on

      Hikaye yine aynı şekilde bitecek. Ancak bu sefer İngiliz gemisine kaçamayacaklar 🙂

    11. parsazas on

      Münevver, emsalini dünyada görmediğim, selef-i salihînden ve a’sarın mebuslarından her asrın mebusları içinde bulunur bir meclis gördüm. Hicab edip kapıda durdum.

      Onlardan bir zat dedi ki: Ey felaket helâket asrının adamı! Senin de reyin var, fikrini beyan et.

      Ayakta durup dedim: Sorun, cevap vereyim.

      Biri dedi: Bu mağlubiyetin neticesi ne olacak? Galibiyette ne olurdu?

      Dedim: Musibet, şerr-i mahz olmadığı için bazen saadette felaket olduğu gibi felaketten dahi saadet çıkar. Eskiden beri i’la-yı kelimetullah ve beka-yı istiklaliyet-i İslâm için farz-ı kifaye-i cihadı deruhte ile kendini yekvücud olan âlem-i İslâm’a fedaya vazifedar ve hilafete bayraktar görmüş olan bu devlet-i İslâmiyenin felaketi, âlem-i İslâm’ın saadet-i müstakbelesiyle telafi edilecektir. Zira şu musibet, mâye-i hayatımız ve âb-ı hayatımız olan uhuvvet-i İslâmiyenin inkişaf ve ihtizazını hârikulâde tacil etti. Biz incinir iken âlem-i İslâm ağlıyor. Avrupa ziyade incitse bağıracaktır. Şayet ölsek yirmi öleceğiz, üç yüz dirileceğiz. Hârikalar asrındayız. İki üç sene mevtten sonra meydanda dirilenler var. Biz mağlubiyetle bir saadet-i âcile-i ‎ (عَاجِلَهء)‎ muvakkate kaybettik fakat bir saadet-i âcile-i ‎ (آجِلَهءِِ)‎ müstemirre bizi bekliyor. Pek cüz’î ve mütehavvil ve mahdud olan hali, geniş istikbal ile mübadele eden kazanır.
      -BSN

    Leave A Reply