Share.

    3 commenti

    1. InternetIsntMyFrend4 on

      Türk milleti kurtardığın ve kurduğun bu vatan için sana minnettardır. Çakma, çapsız, terörist liderlere; Arap, Batı emperyalizm ajanlarına lider, önder diye tapınan “Türkiyeliler” bizden değildir, senden ve kurduğun bu cumhuriyetten haz etmezler

    2. BarfiksCanavari on

      “1919 yılı 19 Mayıs günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, 1. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi 1. Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükumet aciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı. Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…”

      “Şimdi Efendiler, müsaade buyurursanız size bir soru sorayım: Bu durum ve şartlar karşısında kurtuluş için nasıl bir karar akla gelebilirdi?

      Açıkladığım hususlara ve yaptığım gözlemlere göre üç türlü karar ortaya atılmıştır.

      Birincisi, İngiliz himâyesini istemek

      İkincisi, Amerikan mandasını istemek,

      Üçüncü karar, bölgesel kurtuluş çarelerine başvurmuştur. Söz gelişi, bazı bölgeler kendilerinin Osmanlı Devleti’nden koparılacağı görüşüne karşı ondan ayrılmama tedbirlerine başvuruyordu. Bazı bölgeler de Osmanlı Devleti’nin ortadan kaldırılacağını ve Osmanlı ülkesinin taksìm edileceğini oldubitti kabul ederek kendi başlarını kurtarmaya çalışıyordu.

      Bu üç türlü kararın gerekçesi yaptığım açıklamalarda yer almıştır.

      Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim! Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti onun istiklali padişah, halife, hükümet, bunların hepsi anlamı kalmamış birtakım boş sözlerden ibaretti.

      Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ne gibi yardım sağlanmak isteniyordu?

      O halde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi?

      Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da milIi hakimiyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak!

      İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.”

      “Ya istiklal, ya ölüm!”

      **Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk**

    3. hakanberk7 on

      Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa adın yazılacak mücevher taşa.

    Leave A Reply