Il colpo di stato militare del 12 settembre 1980 si distingue come un intervento che lascia tracce profonde nella storia politica di Türkiye. Nella giustificazione del colpo di stato, la violenza sociale e la polarizzazione politica si sono intensificate, specialmente alla fine degli anni ’70, era decisiva. I conflitti tra i gruppi destro e sinistro si diffondono dalle università alle strade, gli omicidi e gli attacchi armati nella vita quotidiana sono diventati ordinari. L’affermazione che questo ambiente è a rischio di trasformarsi in guerra civile è presentata come una delle basi di base dell’intervento.

    A livello politico, i governi della coalizione, che spesso sono cambiati, la polarizzazione e l’indebolimento del potere esecutivo all’interno del parlamento hanno attirato l’attenzione. Soprattutto nel 1980, la mancanza di conclusione delle elezioni presidenziali per mesi ha dato alla luce un vicolo cieco costituzionale e ha creato un grave blocco nel funzionamento dello stato. Inoltre, gli indicatori economici hanno indicato una profonda crisi: il tasso di inflazione è aumentato a oltre il 100 %, i beni di consumo di base e il carburante sono caduti nel mercato nero e la disoccupazione è aumentata rapidamente. Questi sviluppi sono stati dimostrati dal colpo di stato come una prova della necessità di un intervento urgente per la stabilità del paese.

    Tuttavia, tutti questi elementi costituiscono le ragioni dell’ala militare che ha effettuato il colpo di stato, ma non rivelano che sono assolutamente “giusti. Perché, dopo l’intervento, sono state vissute violazioni dei diritti umani di grande scala, la vita politica è stata rimodellata sotto la tutela militare e le istituzioni democratiche non sono state interrotte.

    https://i.redd.it/ch817bfugoof1.jpeg

    di politikablog

    Share.

    4 commenti

    1. Big_Possibility_8849 on

      Yakında Akpliler, DARBE OLSUN diye yalvaracaklar.
      Pek yakında.

    2. politikablog on

      12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında Türkiye’de siyasal hayat köklü biçimde dönüştü. Darbe yönetimi, temel özgürlükleri büyük ölçüde kısıtladı; siyasi partiler kapatıldı, sendikalar dağıtıldı, on binlerce kişi gözaltına alındı ve işkence vakaları yaygınlaştı. Anayasa Mahkemesi’nin denetim yetkileri daraltıldı, üniversiteler YÖK üzerinden sıkı bir denetime alındı. Yeni anayasa, devletin güvenlikçi bir mantıkla örgütlenmesine yol açarken, demokratik katılım ve sivil siyaset uzun yıllar boyunca sınırlandı.

      AKP iktidarının ilk yıllarında, özellikle Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde reform adımları atılsa da, 2010’lu yıllardan itibaren farklı bir otoriterleşme eğilimi dikkat çekti. Olağanüstü Hal döneminde çıkarılan KHK’lar binlerce kişinin kamudan ihraç edilmesine yol açtı; basın özgürlüğü daraldı, gazeteciler ve muhalif siyasetçiler tutuklandı. Yargının bağımsızlığı zayıflarken, güçler ayrılığı ilkesi büyük ölçüde aşındı. İnternet ve sosyal medya üzerinde uygulanan yasaklar, sivil toplum üzerindeki baskılar ve seçim süreçlerinde eşitsiz koşullar, demokratik temsilin niteliğini sorgulatır hale geldi.

      Bu iki dönemin ortak noktasını, “güvenlik” ve “istikrar” gerekçeleriyle özgürlüklerin sınırlandırılması oluşturmaktadır. 12 Eylül askeri yönetimi, toplumsal şiddeti ve devlet otoritesinin kaybını müdahalesine dayanak yaparken; AKP iktidarı ise çoğunlukla terör tehdidi, darbe girişimi ve istikrarsızlık gerekçeleriyle demokratik alanı daraltmıştır. Her iki süreçte de farklı ideolojik zeminlerden hareket edilmesine rağmen, ortaya çıkan tablo benzer bir sonuca işaret etmektedir: bireysel hakların, yargı bağımsızlığının ve çoğulcu siyasetin gerilemesi. Bu benzerlik, Türkiye’de otoriterleşmenin yalnızca askeri darbelerle değil, seçimle iktidara gelen hükümetler eliyle de sürdürülebileceğini göstermektedir.

    3. No-Mirror6519 on

      Türkiye’nin düşünmeyi bıraktığı gün. Sol kesimi yokettiler. Terorist algisi yarattilar ve bugünlere kadar ben dahil çoğumuz o propagandayı uzun süre yedik.

    4. Steril-Agent on

      şu gazete mizanpajını özlüyorum.. nostaljik diyebilirsin ama bir canlılık var.

    Leave A Reply