
Riassunto dell’articolo: Şuayb Arslan, nominato professore presso il Dipartimento di Ingegneria Informatica nel 2023, nella sua domanda ha presentato le tesi per le quali non aveva alcun relatore e ha scritto un testo che non era nemmeno una tesi. "tesi magistrale" È stato affermato che lo avesse presentato come . Il consiglio del dipartimento ha espresso un parere negativo sulla nomina, considerandola una violazione dell’etica accademica e ha concluso che sarebbe stata necessaria una punizione disciplinare.
L’amministrazione universitaria ha nominato Arslan nonostante il parere negativo del consiglio di dipartimento. La richiesta di un’indagine a suo carico è stata avanzata da un decano vicino al rettore. "applicazione imprudente" È stato respinto dicendo.
Capo del dipartimento Prof. Dott. Dopo che Cem Say ha portato la questione in tribunale, il 27 marzo 2025 il 9° tribunale amministrativo di Istanbul ha stabilito che si dovrebbe aprire un’indagine sulle false dichiarazioni di Arslan e che la transazione non era conforme alla legge.
Il rettore ha nominato Arslan, che secondo la corte avrebbe dovuto essere indagato, come membro del comitato etico per condurre una revisione etica, e anche a discrezione della corte. "stai sbagliando" Ha nominato presidente del consiglio il preside da lui menzionato. Inoltre, ha nominato Arslan membro del Senato nominandolo direttore del nuovo Istituto di scienza dei dati e intelligenza artificiale dell’università. Pertanto, è emersa una situazione in cui le decisioni dei tribunali vengono derise.
Il Prof. ha seguito le irregolarità e ha ricevuto una decisione del tribunale. Dr. È stata avviata un’indagine contro Cem Say a causa di un post da lui pubblicato sui social media. "detrazione dalla retribuzione giornaliera" è stata data la sanzione. Questa sanzione ha creato un ostacolo che ha impedito a Say di assumere incarichi amministrativi per tre anni e di poter assumere incarichi in tribunale.
https://i.redd.it/gbhbpptxmtwf1.jpeg
di zenciiiii
7 commenti
Akademinin durumu kötü zaten
Terkoğlu döktürüyor bu aralar
yiyin kardeşlerim yiyin, aksırıncaya, tıka basa patlayıncaya kadar yiyin.
Konudan bağımsız, Boğaziçililer bu okulu rektöre yar edeceğime kimseye yar etmem diyene kadar bunlar devam eder. Biraz odtüyü örnek almalılar.
Şuayb Arslan’ın başvurusunda nasıl bir usülsüzlük yapıldı bilmiyorum, ama kendisini şahsi olarak tanıyan bir insan olarak Türkiye’deki akademisyenler arasından gömülecek en son insanlardan (hatta en son insan bile olabilir) biri olduğunu düşünüyorum. Kendisinin Türkiye’ye dönmesi bile bir kazançtır, kaldı ki Boğaziçi’ne gelmeden önce kendisi MIT’deydi. Kendisinin politik bağlantıları olabileceği ve bu sayede atandığı konusunda ise ciddi şüphelerim var. Bürokratik bir sorun olabilir, ya da belki de yaz bunu da yaz başvuruna falan demiş olabilirler. Açıkçası biraz saf bir insandı, denilene göre yazmıştır belki de. Ya da bürokratik bir sorundur diye düşünüyorum. Daha fazlası çıkmaz buradan.
Makale değindiği için yazıyorum. Türkiye’yi zamanında terk etmiş bir öğrenci olarak diyebileceğim tek şey şu. Türkiye’de akademi gerçekten sıkıntılı. İşinin ehli olmayan hiçbir şey bilmeyen pek çok “hoca” var. Yeniden yapılandırılması gerekiyor bu hocaların temizlenmesi için. Ama Şuayb Arslan bu hocalardan biri değil. Kendisinden ders de aldım, ortak bir proje üzerinde de çalıştım daha önce. Kesinlikle bildiğim şey kendisinin alanına hakim, bilgili, zeki ve araştırmayı seven (gerçekten) biri olduğudur.
Genelde insanları gömüyoruz burada ve genelde de haklıyız bence. Ama bu konuda haksızlık yapılıyor adama.
Bilmeyenler için Şuayb Arslan Boğaziçi mezunu, doktorasını UCSD’de yapmış daha önce MIT’de çalışmış bir hoca.
Cem Say gibi birikimli insanlar bilime katkida bulunmak varken kani bes para etmez insanlarin ayak oyunlariyla ugrasmak zorunda kaliyor. Sonra da “bogazici üniversitesinin yeri dünya siralamasinda geriledi” deniyor. Geriler tabi…
Güzelim üniversiteyi E5 kenarı bilmemne üniversitesi seviyesine getirdiler çok üzülüyorum…