Il minatore, che da giorni fa uno sciopero della fame per ottenere una ricompensa per il suo duro lavoro, ha abbracciato la sua piccola figlia venuta a trovarlo, davanti alla barricata della polizia.
hesap vereceksiniz hesap sorucaz bugün yarın farketmez ezdiğiniz çaldığınız sömürdüğünüz her hayatın tek tek hesabını vereceksiniz
Ok_Evening_7334 on
Allahım ülke ne hallere geldi
Sniffer23 on
O polisler acaba utaniyormudur? Aralarinda biz Burda ne yapiyoruz amk diyen varmidir?
Zendazeng on
Bu insanlara gaz sıkıyorlar. Başka hiçbir şey demiyorum.
tankionline2016pro on
şanlı türk polisleri o kızın gözü önünde babasını sanki deccali def ediyormuşçasına coplarsa o kız ne düşünür?
fosixbarbar on
Bu millet bu yapılanları asla unutmayacak
Criycleia on
İşçi haklı, alın terinin karşılığını almalı. Ama bu tür sorunlar duygusal tepkiyle, kaosla veya devrim hayaliyle çözülmüyor. Bu bugünün sorunu değil; dünyanın her yerinde para babaları ve oligarklar parayı cebe atarken, çalışan sınıf boş tencereye ekmek banıyor. Siyasi düşünceleri çarpıştırmak için coplanmaya, linç kültürüne gerek yok. Tarih çok şey gördü, bunlar gelip geçiyor. Çözüm kaosta değil, akılcı müzakere ve sistematik reformda.
Ee nasıl gerçekleşecek bu reform, öyle konuşması kolay tabi! Bu insanlar parasını almasın mı kardeşim, hükümet istifa, devlet bize bakmıyo! diyeceksiniz. Haklısınız da, o istifa çalkantı coşku döngüsü 20 yıldır aynı sonucu veriyor. Gerçek reform; güçlü sendika, şeffaf denetim, yatırım ve üretim artışı olmadan lafla olmuyor. Duygu iyi, ama çözüm üretmiyor.
Zayıf hukuk devletlerinde halkın arayışı hep “hükümet bana yardım etsin, cumhurbaşkanım duy sesimizi” oluyor. Halbuki cumhurbaşkanının görevi bu değil. Sorun ona gelmeden alt mercilerin hukuki olarak görevini yapamaması. Bu da liyakat sorununu getiriyor. Liyakat ise sağlam temelli eğitim sisteminden ve aile terbiyesinden geçiyor. Eğitimle sağlam yetişen, aileden disiplin ve ahlak alan bireyler devlet kademesine geldikçe “ben” düşüncesi yerine “biz” düşüncesi ağır basıyor. Biz kalkınırsak ben de kalkınırım mantığıyla hem birey hem toplum gelişiyor. En azından benim düşüncem bu yönde.
Ama ne yazık ki bu Reddit postunda iki-üç cümleyle tanımlayıp geçiştirebileceğimiz bir konu değil. Aslında çok daha derin sebep-sonuç ilişkisi göz önüne alındığında, ülkenin bulunduğu jeopolitik konum ve çevredeki komşu ülkelerin istikrarına ve refah seviyesine de bakmak gerekiyor. Türkiye’nin konumu Norveç ve Danimarka gibi ülkelerin komşusu olsaydı çok farklı bir değerlendirme yapıyor olurduk. Fakat 3 tarafı denizlerle çevrili ve neredeyse her komşusu savaş veya kaos yaşayan bir ülkeden bahsediyoruz. Gürcistan’dan Irak, Suriye, Ermenistan, Bulgaristan, Yunanistan, Kıbrıs… Bunlar ele alındığında gerçekten çok zorlu bir coğrafya ve tarihimiz var.
Demem o ki, ülkemizin öz analizini yapmak isteyen arkadaşlarım yaptıkları analizde bunları da göz önünde bulundurması gerekir. Artık “iktidar istifa, muhalefet çok yaşa” demek yerine kim ne yapıyor, hangi konuda çalışmalar yürütüyor ve gelecek planları nelerdir şeklinde değerlendirme yapmalıyız diye düşünüyorum.
assprobably on
Ağladım lan. Yazık şu ülkenin emekçisine, bu kadar zulm işgal altındaki ülkelerde olur anca..
8 commenti
hesap vereceksiniz hesap sorucaz bugün yarın farketmez ezdiğiniz çaldığınız sömürdüğünüz her hayatın tek tek hesabını vereceksiniz
Allahım ülke ne hallere geldi
O polisler acaba utaniyormudur? Aralarinda biz Burda ne yapiyoruz amk diyen varmidir?
Bu insanlara gaz sıkıyorlar. Başka hiçbir şey demiyorum.
şanlı türk polisleri o kızın gözü önünde babasını sanki deccali def ediyormuşçasına coplarsa o kız ne düşünür?
Bu millet bu yapılanları asla unutmayacak
İşçi haklı, alın terinin karşılığını almalı. Ama bu tür sorunlar duygusal tepkiyle, kaosla veya devrim hayaliyle çözülmüyor. Bu bugünün sorunu değil; dünyanın her yerinde para babaları ve oligarklar parayı cebe atarken, çalışan sınıf boş tencereye ekmek banıyor. Siyasi düşünceleri çarpıştırmak için coplanmaya, linç kültürüne gerek yok. Tarih çok şey gördü, bunlar gelip geçiyor. Çözüm kaosta değil, akılcı müzakere ve sistematik reformda.
Ee nasıl gerçekleşecek bu reform, öyle konuşması kolay tabi! Bu insanlar parasını almasın mı kardeşim, hükümet istifa, devlet bize bakmıyo! diyeceksiniz. Haklısınız da, o istifa çalkantı coşku döngüsü 20 yıldır aynı sonucu veriyor. Gerçek reform; güçlü sendika, şeffaf denetim, yatırım ve üretim artışı olmadan lafla olmuyor. Duygu iyi, ama çözüm üretmiyor.
Zayıf hukuk devletlerinde halkın arayışı hep “hükümet bana yardım etsin, cumhurbaşkanım duy sesimizi” oluyor. Halbuki cumhurbaşkanının görevi bu değil. Sorun ona gelmeden alt mercilerin hukuki olarak görevini yapamaması. Bu da liyakat sorununu getiriyor. Liyakat ise sağlam temelli eğitim sisteminden ve aile terbiyesinden geçiyor. Eğitimle sağlam yetişen, aileden disiplin ve ahlak alan bireyler devlet kademesine geldikçe “ben” düşüncesi yerine “biz” düşüncesi ağır basıyor. Biz kalkınırsak ben de kalkınırım mantığıyla hem birey hem toplum gelişiyor. En azından benim düşüncem bu yönde.
Ama ne yazık ki bu Reddit postunda iki-üç cümleyle tanımlayıp geçiştirebileceğimiz bir konu değil. Aslında çok daha derin sebep-sonuç ilişkisi göz önüne alındığında, ülkenin bulunduğu jeopolitik konum ve çevredeki komşu ülkelerin istikrarına ve refah seviyesine de bakmak gerekiyor. Türkiye’nin konumu Norveç ve Danimarka gibi ülkelerin komşusu olsaydı çok farklı bir değerlendirme yapıyor olurduk. Fakat 3 tarafı denizlerle çevrili ve neredeyse her komşusu savaş veya kaos yaşayan bir ülkeden bahsediyoruz. Gürcistan’dan Irak, Suriye, Ermenistan, Bulgaristan, Yunanistan, Kıbrıs… Bunlar ele alındığında gerçekten çok zorlu bir coğrafya ve tarihimiz var.
Demem o ki, ülkemizin öz analizini yapmak isteyen arkadaşlarım yaptıkları analizde bunları da göz önünde bulundurması gerekir. Artık “iktidar istifa, muhalefet çok yaşa” demek yerine kim ne yapıyor, hangi konuda çalışmalar yürütüyor ve gelecek planları nelerdir şeklinde değerlendirme yapmalıyız diye düşünüyorum.
Ağladım lan. Yazık şu ülkenin emekçisine, bu kadar zulm işgal altındaki ülkelerde olur anca..