Share.

    8 commenti

    1. GentlePP on

      Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutuklanması üzerine buluşan baroların İstanbul Barosu önünde yaptığı konuşmadan aldım. Bu kişinin ismini bilmiyorum bilen varsa başlığa ekleyeyim.

      Edit: Sanırım post editlenemiyormuş ama bu kişi Ramiz Erinç Sağkan. Türk avukat ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı.

    2. No-Tangerine-4845 on

      Yazık günah ya ülkenin okumuş yetişmiş insanlarını baş üstünde tutmalıyız. Doktoru avukatı öğretmeni..

    3. turkish__cowboy on

      şu istanbul barosu bir tek bana mı güven veriyor? demokrasiyi, insan haklarını savunan resmi bir kurum… adamları izlerken dahi devlet ciddiyetini hissediyorum.

    4. prosesorzihni on

      **Ramiz Erinç Sağkan**’ın bu sözünün altına imzamı atarım. O kadar doğru, o kadar can acıtıcı ve mevcut durumu o kadar net özetleyen bir cümle ki… Adeta tek bir cümleyle Türkiye’deki adalet sisteminin ve siyasi iklimin röntgenini çekmiş.

      Bu sözü ilk duyduğumda aklıma gelen ilk düşünce şu oldu: Neden? Bir sistem neden gerçek suçludan değil de, hukukun işlemesi için yemin etmiş bir avukattan korkar?

      Benim bu konudaki fikrim çok net: Çünkü tecavüzcü, çete üyesi, uyuşturucu satıcısı; sistemin kendisine değil, bireylere, yani halka zarar verir. Onların yarattığı kaos ve korku, bir bakıma yönetenlerin işine bile gelebilir. Güvenliği sağlayamayan bir devlet, vatandaşı daha bağımlı, daha sinik ve daha korkak hale getirir. Bu suçlular, sistemin çarklarını sorgulamaz, sadece o çarkların arasında zayıfları ezerek kendilerine alan açar. Onlar sistem için bir problemdir ama bir tehdit değildir.

      Ama avukat, özellikle de Ramiz Erinç Sağkan’ın temsil ettiği o “savunma” makamını sonuna kadar savunan onurlu bir avukat, doğrudan sistemin kendisi için bir tehdittir. Avukat, bu delil hukuka aykırı, kullanamazsın der. Avukat, Müvekkilimin anayasal haklarını ihlal ediyorsun, der. Avukat, polisin, savcının, hatta hakimin keyfi bir karar almasının önündeki en büyük engeldir. Avukat, gücü elinde tutanın karşısına dikilip, bir dakika, kanun ne diyor ona bakalım, deme cüretini gösteren kişidir.

      İşte bu yüzden korkuyorlar. Korkularının temelinde, sorgulayan, hakkını arayan, itiraz eden ve benim de söz hakkım var diyen vatandaştan duydukları o derin korku yatıyor. Avukat, o vatandaşın sesidir, hukuki güvencesidir.

      Bugün baktığımızda cezasızlık kültürünün nasıl yerleştiğini görüyoruz. Kadına şiddet uygulayanlar, uyuşturucu çeteleri, rüşvetçiler. Birçoğunun bir şekilde sırtı sıvazlanıp sokağa salındığına, davalarının sürüncemede bırakıldığına şahit oluyoruz. Ama aynı sistem, bir basın açıklaması yapan, bir tweet atan veya mahkemede sadece işini yaptığı için bir avukatı hedef alabiliyor, hakkında soruşturma açılabiliyor.

      Çünkü birincisi halkın huzurunu, ikincisi ise kendi otoritelerinin huzurunu kaçırıyor. Ve görünen o ki, ikincisi onlar için çok daha önemli. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyetin temeli keyfiyet değil, hukuktur. Adalet mülkün temelidir sözü, devlet binalarına süs olsun diye yazılmadı. O temel sarsıldığında, devletin kendisi sarsılır. O yüzden evet, bu sistem avukattan korkuyor. Çünkü avukat, elindeki hukuk kitaplarıyla, o cübbesiyle, sıradan vatandaşı o sisteme karşı koruyan son kaledir. O kale düştüğünde, hepimiz düşeriz.

      Ramiz Erinç Sağkan’a bu tespiti için sadece teşekkür edilir.

    5. False_Cricket3303 on

      bu sisteme vaktiyle kendileri de destek verdi. Bırakın yansın alayı…

    6. H0shmerim on

      Çünkü tecavüzcü, tacizci, uyuşturucu müptelası, çeteler… Bunlar koltuğa tehdit değil. Vatandaşın canına ve malına tehdit olması da onların umurunda değil. Yeter ki koltuğa zararı dokunmasın.

    7. cartophiled on

      Korkmak değil de avukatları tehdit olarak görüyor demek daha doğru olur. Zira cunta, yaptığı hiçbir işin yasal bir zemini olmadığının da bilincinde. Organize bir kötülükle karşı karşıyayız.

    8. Fearless-Car-8178 on

      zaten bu sistem “okudun da adam mı oldun, ben hayat üniversitesini bitirdim” kafasının kurduğu sistem. Sahip oldukları tek güçte Atatürk’ün verdiği seçme ve seçilme hakkına dayanıyor. Düşünün siz ömrünüzü vererek bir şey üretiyorsunuz sonra satmak için el koyuyorlar ve satıp para kazanıyorlar sonra onlar zengin siz de fakir. Biz bu mücadeleyi kaybedersek Türkiye yıllar içinde kendisini yiye yiye yıkılacak.

    Leave A Reply