Per riassumere, il partito e i socialdemocratici pro -united CTP Pro, l’UBP è un conservatore di una soluzione a due stati orientata.

    Modifica dal questionario: Erhürman ha fatto la differenza per il Tatar

    L’indagine di CMIRS nel 2025 ha rivelato che il presidente del CTP Tufan Erhürman era in anticipo alle elezioni presidenziali. Secondo il sondaggio, Erhürman si è classificato al primo posto con il 47,6 %, mentre l’attuale presidente Ersin Tatar è rimasto al 43 %.

    Nella terza parte del sondaggio, in cui il Centro per gli studi per l’identità e i diritti della migrazione (CMIR) ha dovuto affrontare 500 persone, continua a misurare la percezione della fiducia politica, della fiducia sociale, della fiducia individuale e della felicità dei ciprioti turchi. Secondo i risultati dell’agosto 2025, l’insoddisfazione della società dall’amministrazione attuale si riflette direttamente nei sondaggi.

    “Come alternativa politica, CTP è in primo piano”

    Il direttore del CMIRS Mine Yücel ha usato le seguenti dichiarazioni nella sua valutazione dei risultati: “Secondo i risultati della ricerca, il CTP sembra essere in anticipo rispetto a una possibile scelta. Tufan Erhürman si distingue tra i nomi che spiegano la sua candidatura nella razza presidenziale.

    Instabile e non voterà il 7,8 %
    Secondo il grafico, Mehmet Hasgüler, che ha annunciato la candidatura al di fuori di Erhürman e Tatar, è rimasto allo 0,8 %, Osman Zorba 0,6 %e Arif Salih Kırdağ 0,2 %. Il 4 %dei partecipanti ha dichiarato di essere indecisi, il 3,8 %ha dichiarato di non votare.

    Questo quadro rivela che CTP ed Erhürman sono considerati una forte alternativa, specialmente nell’attuale ambiente di crisi economica e politica e che la domanda di cambiamento nella società si riflette direttamente nelle elezioni.

    Conseguenze

    In questo periodo, in caso di scelta possibile, si vede che il CTP è in anticipo rispetto a una differenza significativa.

    Se ci fossero elezioni generali: CTP: 42,48 %UBP: 36,47 %DP: 4,21 %YDP: 4,21 %TDP: 3,61 %HP: 1,80 %

    Elezioni presidenziali (elezione in ottobre): Tufan Erhürman (CTP): 47,60 %Ersin Tatar (UBP): 43,00 %Mehmet Hasgüler: 0,8 %Osman Zorba (Partito socialista): 0,6 %Arif Salih Kırdağ: 0,2 %

    • Cipro oggi

    Anketten değişim çıktı: Erhürman, Tatar’a fark attı



    di Piputi

    Share.

    5 commenti

    1. Adept_Toe9493 on

      Tufan neci bilmem de duaya el açmadı diye linç yemişti, oradan sempatim var.

    2. Material-Copy6703 on

      İnternette gördüğüm tüm Kıbrıs Rumları birleşme olduktan sonra Türkiye’den gelen kişileri yerleşimci olduğu gerekçesiyle Türkiye’ye geri göndereceklerini söylüyorlar.

      Detayı tartışılır ama Kıbrıs’ta Türkiye kökenlilerin gönderileceği bir birleşimin Kuzey Kıbrıslıların yararına olacağını sanmıyorum. Biz bunları illa geri göndermeliyiz diyen bir zihniyetin de Kıbrıs Türklerini eş vatandaş olarak göreceğini zannetmiyorum. Kıbrıs Türk toplumuna zarar verecek bir şeyi bu denli savunmak düşmanlık belirtisi. Milletin komşusunu, iş arkadaşını veya patronunu zorla Türkiye’ye gönderince onlara iyilik yapmış olmayacaklar.

      Bunu neden istiyorlar? Zaten demografik olarak Kuzey Türkleşti, Güney de Rumlaştı. Bu saatten sonra geri dönüş olsa bile sınırlı kalacak. Yani yerleşimci denen kişiler varken de yokken de Türk olmayan bir bölgeyi Türkleştirmiyorlar. Amaç tabii ki sandık. Seçim matematikleri.

      Bu zihniyetle birleşilmez. Daha doğrusu internetteki Rumların görüşü eğer gerçek hayattaki görüşler ile aynı ise bu birleşme olmaz. Birleşme yanlısı herkesin bunu bilmesi gerek.

      Kıbrıs sorununa en gerçekçi çözüm Avrupa Birliğinin ve Güney Kıbrıs’ın Kuzey Kıbrıs’ı tanıması ve Türkiye’nin nüfuz alanından çıkartması. Kısa vadede ekonomik kazanç ve uzun vadede Avrupa Birliği üyeliği ile bunu yapabilirler. Kuzey Kıbrıs, demokratik ve Türkiye’nin meşru olmayan müdahalelerinde (yani şu anki konumunu kullanarak yapılan politik baskılardan bahsediyorum) bağımsız bir Kıbrıs Avrupa Birliğine girerse, zaten herkesin çok istediği birleşme gerçekleşmiş olur.

      Avrupa Birliğinden gelecek yardımların bir kısmı savaştan etkilenen insanların tazminatına ayrılır.

      Adadaki iki ülkenin ticari ve diplomatik ilişkiler kurması altyapısal yatırımların da ortaklaşması anlamına gelir. Buradan da ticari kazanç sağlanmış olur.

      Türkiye’de Avrupa Birliğinde kendine kültürel olarak yakın bir ülke edinmiş olur. Kıbrıs’ı da ekonomik olarak bu kadar desteklemek zorunda kalmaz. Türk ordusu da Kuzey Kıbrıs bağımsız bir ülke olacağından ötürü adada bulunmaya devam edebilir.

      Adadaki insanlarda Avrupa Birliği fonları ile tazmin edilir. Avrupa Birliği de doğu Akdeniz’deki bir problemi çözmüş olur.

      Fakat Rumlar buna bile karşı maalesef. Böyle bir senaryonun Türkiye’nin yaptığı etnik temizliğin yanına kaldığı bir senaryo olarak görüyorlar. Onlara göre bunun sonuçları geri alınmalı ki Türkiye veya başka bir ülke bir daha böyle bir şey yapmaya kalkmasın.

      Bir bölgenin etnik yapısını savaş veya başka şeyler ile değiştirmek etnik temizlik olarak kabul ediliyor. Etnik temizlikten kasıt illa bir etnik grubun tüm üyelerinin öldürülmesi değil. Kuzeyde yaşayan Rumların güneye gitmek zorunda kalması ve geri dönmelerine izin verilmemesi ve savaştan sonra adaya Türk göçmenlerin gelmesi Rumlara göre etnik yapıyı değiştirdiği için bunu etnik temizlik kabul ediyorlar. Fakat mesela Güney kesimindeki Türklerin neden kuzeye göç etmek zorunda kalmasını etnik temizlik olarak görmüyorlar.

      Açıkçası, internette Rumlarla yaptığım konuşmalardan gözlemlediğim kadarıyla, konuyu reel politik, rasyonel veya çözüm odaklı bir şekilde değil; daha çok ahlaki bir perspektiften ele aldıklarını gördüm. İstediklerinin sonucunun herkes için faydalı olmasından ziyade haklarının teslim edilmesine çok daha fazla önem veriyorlar. Muhtemelen eğitim müfredatlarında Kıbrıs meselesi katı bir biçimde bu bakış açısıyla işleniyor. Büyük ihtimalle ahlaki olarak haklı olduklarına inanmak ve sonunda işgalcileri kovmayı ulusal kimliklerinin bir parçası hâline gelmiş durumda. Bu yüzden tek devletli bir Kıbrıs’ın mümkün olmadığını düşünüyorum.

    Leave A Reply