Share.

    7 commenti

    1. NoobMasters59 on

      Tipe bakarsan hepsi türbanli ve AKPli bos verin yani. Verdikleri oyun karsiligini aliyorlar aglamasinlar.

    2. aquazent on

      Görmek isteyene sadece şu dava süreci bile ülkede nasıl bir düzen içinde yaşadığımızı gösterir. Daha fazlasına gerek yok!

    3. Sorry_hummingbird on

      Okuduğum kadarıyla bilinçli taksir/olası kast ayrımında uyuşmazlık yaşanıyor yerel mahkeme ve Yargıtay arasında. Bu direnme kararı, temyiz edilince bozma kararını veren Yargıtay yüksek dairesine gönderilecek. İlgili daire eğer kararından dönmezse dosya Ceza Genel Kurulu’na gönderilecek, son sözü söyleyecek. Hukuki analiz olarak; bilinçli taksir ile öldürme suçundan verilecek maks ceza, mağdur sayısından bağımsız 22.5 yıldır. Bu, kanunun öngördüğü özel içtima hükmü ile alakalıdır. Olası kast kabul edildiğinde ise tck 43/3 gereği gerçek içtima, yani ölen mağdur sayısınca cezaya hükmolunur ve tek ölen mağdur için verilecek ceza bile oldukça yüksektir. Bu suretle iki manevi unsur arasında çok ince bir çizgi (birisinde öngördüğü sonucu istememesine ve gerceklesmeyecegine duyduğu güven sonucu neticenin yine de gerceklesmesi, diğerinde ise öngördüğü sonucu adeta “olursa olsun” edası ile kabullenmesi söz konusu) olmasına rağmen cezalar arası uçurum fark vardır.

      Şahsi hukuki görüşüm, savcılık mütalaası ve yerel mahkeme heyetinin kararının isabetli olduğu. Çünkü hiçbir işveren “benim işyerim patlasın sıkıntı yok” diye bir kabullenme durumuna girmez, sayısız insanin mağduriyetine, ödeyeceği milyonlarca tl tazminatı düşünüp kabullenmez. Bunun gibi facia olaylarında Yargıtay istikrarlı şekilde bilinçli taksir demistir manevi unsura. Bu olayda neden farklı düşünmüş incelemek lazim.

      Her ne kadar neticeye gore verilen cezanın adil olmadığı iddia edilebilirse de bu, cezanın sınırları ve caydırıcı ceza verme yükümlülüğü ile alakalı bir husus maalesef. Kimseye pozitif ceza kanunlarına göre hak ettiğinden daha fazla ceza verilemez.

    Leave A Reply