Allah karının da kocanın da iyisine denk getirsin insanı yazık adama…
atiusa on
Üzücü de bir olay aslında insanlık adına düşününce çünkü bu çiftin ilişkisi taaa lise yıllarına dayanıyor bildiğim kadarıyla. Yani nereden baksan 15-20 yıl arası bir hikaye. Özgür’ün benden biraz ufak olduğunu düşünürsek ben lisedeyken bu ve arkadaşlarının BAL’da çektiği komik videoları izlediğimizi hatırlıyorum. İnsan maalesef işin içine duygular girdiğinde gerçekleri göremez oluyor.
İşim gereği insanların eylemleri arkasındaki niyetleri sezebilmem gerekiyor. Aynı zamanda çok çok fazla vakaya da tanık oldum. Nasıl ki bazı erkekler parayı sonradan bulunca amı götü dağıtır, kimisi kokain partilerine takılır, kimisi önce arabayı sonra karısını değiştirir, yuvasını yıkar; daha muhafazakar bir çevredense ve karısı ses çıkaramıyorsa onu bir eve yerleştirip kendisine metres(ler) tutar; bazı kadınlar da maddi şartlar değişince, ne oldum delisi olurlar.
Bu hikaye şimdinin veya geçen senenin hikayesi değil. İzmir’in üst düzey 5-6 lisesi vardır ve herkes herkesi ya tanır veya sordurarak 3 adımda bulabilir. Haliyle ben Özgür’ü tanımasam da çevremde tanıyan çok var. Bundan 8-10 yıl kadar önce Özgür ünlenmeye başladıktan bir süre sonra Deniz Bağdaş’ın youtube kanalını görünce, arkadaş arası bir sohbette bu kadının Özgür’ün kariyerine ne gibi bir katkısı olduğunu, menajerlik mi yoksa skeçleri yazan kişi mi olduğunu sormuştum. Misal Cem Yılmaz’ın şakalarının önemli kısmını abisi yazar, ailesinin katkısı yadsınamaz ama abisinin sahne ışığı yok işte. Kimse bu mekaniği bozmaz. Neyse, bana hiçbir katkısı olmadığı söylendi. Ben de o zaman bu işin boka sarma riski olduğunu çünkü kadının Özgür’ün kariyer alanına girmekten, onun sayesinde bir çevre edinmekten çekinmediğini söylemiştim ve masada benim “güvensizliğimden” dem vurup gülmüşlerdi. (Ben demiştim demedim tabi ki boşandıkları zamandan sonra kimseye)
Bazı insanlar böyledir. Doğuştan her şeyin en iyisini elde edebileceklerine inanırlar ve değişen şartlar nereden geldiklerini de unutturur çünkü zaten geldikleri yerden nefret ediyorlardır içten içe. Bu işin kadını erkeği yok. Burada vaka kadın, ben çok erkek de gördüm bu şekil. İşim gereği “iş insanı” olup değişen gördüm, lise ve üniversite yıllarındaki hayatım sebebiyle de “sanat sepet” tayfa içinden değişen de gördüm. Deniz Bağdaş’ın en başından beri feci yeteneksiz olduğu için Özgür’ü kullanan, alt orta sınıfa mensup olup doğuştan en iyisini hak ettiğini ve farklı biri olduğunu düşünen, narsist özellikler gösteren biri olduğunu düşünüyordum, olaylar beni tasdikledi. Hayatta her şey insan için var, Özgür kendini kurtarır, biraz değişir, belki üzülür. Zaten hep stresli, hafif depresif ama neşeli şişmandı. Dediğim gibi 16-17 senedir varlığından haberdarım birebir tanışmasak bile. Ben çocuklarına üzüldüm. Herkes sağlıklı bir ailede büyümeyi hak eder.
Özetle benim için Deniz Bağdaş, Özgür sayesinde parayı ve çevreyi bulunca değişmedi. Özgürdeki potansiyeli fark ettiği andan itibaren amacı zaten buydu. Zaten, hakaret olarak söylemiyorum yanlış anlamayın, İzmir’de lise okuyan çirkin bir Kürt kızı olarak istediği hayatı yaşamak için daha iyi bir çıkışı yoktu. Mevzu sadece para değil çünkü, Deniz Bağdaş Avrupa sinemasındaki “özgür ve maceracı kadınlar gibi” yaşamak istiyordu çocukluğundan beri. Biz buna lisede “Amelie sendromu” derdik. Her sınıfta 1-2 tane bulunurdu. Ortak özellikleri İzmir’in burjuva sınıfından değil, alt-orta sınıfından gelmek veya memur çocuğu olmaktı. Burjuva kızları tiki ama kariyerist olurlardı. Bizim milenyaller/Y kuşağı (sonlarına doğru daha yoğun) arasında çoktur böyle tip. “Ben Ceo olacağım zaten neden bileyim” diyerek üretim stajını fason yapan endüstri mühendisleri (erkek), yiyecek ekmeği yokken dededen miras kalan mali mülkü satıp tiyatrocu olunca eski dostlarını tanımayanlar (erkek) vardır.
Neyse inşallah Rohan (çocukları) mutlu bir çocukluk geçirir. Bu kaostan etkilenmez.
6 commenti
Ülkenin haline bakınca şunlara derdinizi skim diyesim geldi.
Bu unluler neden her bireysel problemlerini sosyal medyadan paylasiyor
olm yazıyı özgür turhanın skeçlerinde kullandığı sitemkar ve şaşırmış sesl tonuyla okuyunca güldüm baya.
Bu ikilinin olayı johnny depp-amber heard ikilisi gibi
https://preview.redd.it/1um5kbaijk0g1.png?width=1080&format=png&auto=webp&s=686aca8319162951583624fc4cc94256fea2925d
Allah karının da kocanın da iyisine denk getirsin insanı yazık adama…
Üzücü de bir olay aslında insanlık adına düşününce çünkü bu çiftin ilişkisi taaa lise yıllarına dayanıyor bildiğim kadarıyla. Yani nereden baksan 15-20 yıl arası bir hikaye. Özgür’ün benden biraz ufak olduğunu düşünürsek ben lisedeyken bu ve arkadaşlarının BAL’da çektiği komik videoları izlediğimizi hatırlıyorum. İnsan maalesef işin içine duygular girdiğinde gerçekleri göremez oluyor.
İşim gereği insanların eylemleri arkasındaki niyetleri sezebilmem gerekiyor. Aynı zamanda çok çok fazla vakaya da tanık oldum. Nasıl ki bazı erkekler parayı sonradan bulunca amı götü dağıtır, kimisi kokain partilerine takılır, kimisi önce arabayı sonra karısını değiştirir, yuvasını yıkar; daha muhafazakar bir çevredense ve karısı ses çıkaramıyorsa onu bir eve yerleştirip kendisine metres(ler) tutar; bazı kadınlar da maddi şartlar değişince, ne oldum delisi olurlar.
Bu hikaye şimdinin veya geçen senenin hikayesi değil. İzmir’in üst düzey 5-6 lisesi vardır ve herkes herkesi ya tanır veya sordurarak 3 adımda bulabilir. Haliyle ben Özgür’ü tanımasam da çevremde tanıyan çok var. Bundan 8-10 yıl kadar önce Özgür ünlenmeye başladıktan bir süre sonra Deniz Bağdaş’ın youtube kanalını görünce, arkadaş arası bir sohbette bu kadının Özgür’ün kariyerine ne gibi bir katkısı olduğunu, menajerlik mi yoksa skeçleri yazan kişi mi olduğunu sormuştum. Misal Cem Yılmaz’ın şakalarının önemli kısmını abisi yazar, ailesinin katkısı yadsınamaz ama abisinin sahne ışığı yok işte. Kimse bu mekaniği bozmaz. Neyse, bana hiçbir katkısı olmadığı söylendi. Ben de o zaman bu işin boka sarma riski olduğunu çünkü kadının Özgür’ün kariyer alanına girmekten, onun sayesinde bir çevre edinmekten çekinmediğini söylemiştim ve masada benim “güvensizliğimden” dem vurup gülmüşlerdi. (Ben demiştim demedim tabi ki boşandıkları zamandan sonra kimseye)
Bazı insanlar böyledir. Doğuştan her şeyin en iyisini elde edebileceklerine inanırlar ve değişen şartlar nereden geldiklerini de unutturur çünkü zaten geldikleri yerden nefret ediyorlardır içten içe. Bu işin kadını erkeği yok. Burada vaka kadın, ben çok erkek de gördüm bu şekil. İşim gereği “iş insanı” olup değişen gördüm, lise ve üniversite yıllarındaki hayatım sebebiyle de “sanat sepet” tayfa içinden değişen de gördüm. Deniz Bağdaş’ın en başından beri feci yeteneksiz olduğu için Özgür’ü kullanan, alt orta sınıfa mensup olup doğuştan en iyisini hak ettiğini ve farklı biri olduğunu düşünen, narsist özellikler gösteren biri olduğunu düşünüyordum, olaylar beni tasdikledi. Hayatta her şey insan için var, Özgür kendini kurtarır, biraz değişir, belki üzülür. Zaten hep stresli, hafif depresif ama neşeli şişmandı. Dediğim gibi 16-17 senedir varlığından haberdarım birebir tanışmasak bile. Ben çocuklarına üzüldüm. Herkes sağlıklı bir ailede büyümeyi hak eder.
Özetle benim için Deniz Bağdaş, Özgür sayesinde parayı ve çevreyi bulunca değişmedi. Özgürdeki potansiyeli fark ettiği andan itibaren amacı zaten buydu. Zaten, hakaret olarak söylemiyorum yanlış anlamayın, İzmir’de lise okuyan çirkin bir Kürt kızı olarak istediği hayatı yaşamak için daha iyi bir çıkışı yoktu. Mevzu sadece para değil çünkü, Deniz Bağdaş Avrupa sinemasındaki “özgür ve maceracı kadınlar gibi” yaşamak istiyordu çocukluğundan beri. Biz buna lisede “Amelie sendromu” derdik. Her sınıfta 1-2 tane bulunurdu. Ortak özellikleri İzmir’in burjuva sınıfından değil, alt-orta sınıfından gelmek veya memur çocuğu olmaktı. Burjuva kızları tiki ama kariyerist olurlardı. Bizim milenyaller/Y kuşağı (sonlarına doğru daha yoğun) arasında çoktur böyle tip. “Ben Ceo olacağım zaten neden bileyim” diyerek üretim stajını fason yapan endüstri mühendisleri (erkek), yiyecek ekmeği yokken dededen miras kalan mali mülkü satıp tiyatrocu olunca eski dostlarını tanımayanlar (erkek) vardır.
Neyse inşallah Rohan (çocukları) mutlu bir çocukluk geçirir. Bu kaostan etkilenmez.